BİR FOTOĞRAF ÇEKTİ HAYATI KARARDI

[22:19, 07.09.2019] Fatih Kar: RİZE FOTOĞRAFÇILIK TARİHİ BİR FOTOĞRAF ÇEKTİ HAYATI KARARDI Rize’nin fotoğrafçılık tarihiyle ilgili elimizde bulunan bilgiler maalesef kısıtlıdır. Kentin kültürel görselleri üzerine daha önce sağlam bir çalışma yapılmadığından bu materyaller tarihin akışı içerisinde yok olup gitmektedir. Rize ile ilgili her türden fotoğrafın derlenmesi ve özellikle eskilerinin yaşlı ve tecrübeli insanların bilgisine başvurularak..

BİR FOTOĞRAF ÇEKTİ HAYATI KARARDI
Tarih : Okunma : 122 Defa Okundu. Yorum Yap

[22:19, 07.09.2019] Fatih Kar: RİZE FOTOĞRAFÇILIK TARİHİ
BİR FOTOĞRAF ÇEKTİ HAYATI KARARDI
Rize’nin fotoğrafçılık tarihiyle ilgili elimizde bulunan bilgiler maalesef kısıtlıdır. Kentin kültürel görselleri üzerine daha önce sağlam bir çalışma yapılmadığından bu materyaller tarihin akışı içerisinde yok olup gitmektedir. Rize ile ilgili her türden fotoğrafın derlenmesi ve özellikle eskilerinin yaşlı ve tecrübeli insanların bilgisine başvurularak tam tarihlendirilmesi ve tanımlanması gerekmektedir. Valilik başta olmak üzere şehir merkezindeki resmi dairelerin ve müdürlüklerin arşivlerinde bulunabilecek fotoğraflarla köklü ailelerin mirasçılarında muhafaza edilen malzeme için de bu türden çalışmalar yapılmalıdır. Bu alanda hazırladığım “Evvel Zaman İçinde Rize” isimli kitap bir ön derlemedir. Bu kitabın ikinci cildini de tamamlamak üzereyim. Tarihi binalar, camii ve mescitler, ahşap evler, mezar taşları, taş köprülerle yörenin günlük hayatında ve ev içinde kullanılan eşyalar, giyim kuşam, kaybolmaya yüz tutan meslekler, terk edilen aletler için de aktüel fotoğraflama ve arşivleme çalışmaları yapılmalıdır.

Rize’de ilk fotoğrafı Kakuli kardeşler (Cacouli Freres) çekti
Arşivlerinin bugünlere taşınamaması yüzünden fotoğrafçılarla ilgili bilgileri daha çok yapıtlarından elde edebiliyoruz. 1890 yılında Kakuli kardeşler (Cacouli Freres), Osmanlı döneminin önemli kentlerinin fotoğraflandığı ünlü ‘Abdülhamit Albümü’ için resmen görevlendirilir. Bu görevlendirme esnasında Rize’ye de uğrarlar ve kent içindeki önemli binaları, sokak ve meydanları fotoğraflarlar. (1926 yılında Salon ve İlanat Gazetesi tarafından hazırlanan ‘İktisadi ve Ticari Ordu Rehberi’nde Rizeli esnafların fotoğrafları yer alır. 1920’li yıllarda çekilmiş Rize’ye ait bazı fotoğrafların üzerinde ‘Fotoğrafçı Mehmet Lütfü’ yazılı mühürlerle karşılaşsak da kendisiyle ilgili herhangi bir bilgiye ulaşmamız mümkün olmadı.

Agun, Atatürk ve Kazım Karabekir’in fotoğraflarını çekti
Eğitimci- ressam Niyazi Agun, askerlik dönüşü ‘Rize Fotoğrafhanesi’ adı altında bir fotoğrafçı dükkanı açmış, 1915-19 yılları arasında hizmet vermiştir. 1919 yılında Rize Rüştiye Mektebi’nde resim öğretmeni olarak atanmasına karşın fotoğraf tutkusu hiç bitmemiştir. Bir yandan da gazetecilik yapan Agun, Rize’de yaşanan tarihi anları fotoğraflarıyla günümüze yansıtmıştır. 9 aralık 1922 tarihinde Şark Orduları Kumandanı Kâzım Karabekir’in ve 17-18 Eylül 1924’te Hamidiye zırhlısıyla Rize’yi ziyaret eden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün incelemelerini, Rize’nin sporda, sanatta ve eğitimde ilk ciddi oluşumu olan Rize İdman Yurdu’nun faaliyetlerini fotoğraflarıyla günümüze aktarmıştır. Niyazi Agun’un Atatürk’ün Rize ziyareti esnasında çektiği fotoğrafların bir kısmı Rize Kültür Dergisi’nin Kasım-Aralık 1958 tarihli 5. ve 6. sayılarında yayınlanmıştır. Fotoğrafların altında ‘Fotoğraf Niyazi Agun’ ibaresi yer almaktadır.

Rize’de fotoğrafın ismi : Foto Fahri
Rize ve fotoğraf denince akla gelen ilk isim Foto Fahri’dir. Çektiği fotoğraflara Foto Fahri imzasını atan Fahrettin ( 1904 ) ve Ali Hamza Oral ( 1908 ) kardeşler özellikle 1925-35 yılları arasında Rize’de bütün etkinlikleri, şehir merkezindeki binaları ve şehrin genel görüntülerini çekmiş, bugünlere taşınmasına vesile olmuştur. Fahrettin ve Ali Hamza Oral, dönemin Rize Sandık Emini Hasan Fehmi Oral’ın çocuklarıdır. Osman adında bir ağabeyleri daha vardır, ancak onun fotoğrafla ilgisi yoktur. Aslen Mollaömeroğlu namıyla tanınmış bir ailenin evlatları olup soyadı kanunu ile Oral soyadını almışlardır. Ağabeyleri Osman, kurtuluş savaşında aktif olarak yer almış, Eskişehir’de hava pilot okulunda eğitim görmüş, Çanakkale’de bölük komutanı olarak göreve yapmıştır. Fahrettin ve Ali Hamza Oral, fotoğrafçılığa başlamadan önce babalarıyla birlikte Rize’de ayakkabıcılık yaparlar. Fahrettin Oral askerliğini Kurtuluş savaşında önemli rolü bulunan Yavuz zırhlısının fotoğrafçısı olarak yaptı ve askerliği sırasında fotoğrafçılığı öğrendi. Askerlik dönüşü hükümet meydanında, şimdiki Kıbrıs Palas ile yenilenen eski postanenin arasındaki sıra dükkanların birinde ayakkabıcılğıa başladı. Bir süre sonra çok veresiye vermekten ve borçları tahsil edememekten işi sonlandırarak dükkanı fotoğrafçıya dönüştürdüler. Dükkanın içi fazla ışık alsın diye çatıyı camla kaplamaları o dönemlerde Rizeliler’in hayretine mazhar olur. Fotoğrafların altına Foto Fahri imzasını elle kazırlar. Eşkiyanın fotoğrafını vitrine asınca… İşlerini yoluna koyan ve Rize’de saygın bir konuma sahip olan Foto Fahri’ye bir gün Tuzcuoğlu ailesinden biri gelerek Ali Hamza Oral’a: ‘Pazar günü ne yapıyorsun, gel mısırlığa gidelim. Orada arkadaşlarla piknik yapacağız. Sen de fotoğraf makineni al gel. Hem hoş vakit geçirirsin hem de fotoğraflarımızı çekersin’ der. Teklifi kabul eden Ali Hamza Oral, bu işin sonunun ta İzmir İstiklal Mahkemesi’ne kadar uzayacağını nereden bilebilirdi ki… Pazar günü mısırlık mevkiine gider. Sonradan içlerinde meşhur eşkıya Karacaoğlu Nusret’in olduğunu acı bir tecrübeyle öğreneceği kalabalık piknikçilerle karşılaşır. Orada bulunan herkes silahlı, pusatlıdır. Ali Hamza Oral fotoğraflar çeker. Fotoğrafçılık açısından güzel bulduğu bir kareyi büyüterek dükkanın vitrinine asar. Fotoğraftaki kişi, Karacaoğlu Nusret’tir. Dükkanın tam karşısında Vilayet Konağı yer almaktadır. Devletin her yerde aradığı Karacaoğlu Nusret’in fotoğrafının vitrine asılması bir başkaldırış olarak nitelendirilir. Tahrir memurları, Ali Hamza Oral’ı sorgusuz sualsiz dükanından alarak Pehlivantaşı’na götürür, orada uzun bir sorguya alırlar. ‘Karacaoğlu Nusret’ i ve fotoğraftaki diğer isimleri nereden tanıyorsun?’ diye sorarlar. O arada Ali Hamza Oral gözünden sakatlanır, sorgulama sonrası sol gözü sağlıklı görmez olur. O günün şartlarında ulaşımı bir hayli zor ve uzak olan İzmir’e, İstiklal Mahkemesi’ne götürülür. Rize Sandık Emini olan babası Hasan Fehmi Oral ve ‘Kara Vali’ lakabıyla bilinen dönemin Trabzon valisinin girişimleri sonucu bir aylık kısa bir tutukluluk halinden sonra mahkemeye çıkarılmadan serbest bırakılır. Fahrettin Oral, Rize’de fotoğrafçılığın ardından Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nde görev yaptı. Çeşitli kamu kurumlarında çalıştıktan sonra ömrünün son yıllarını Ankara’da geçirdi. Selviye isimli bir kız çocuğunu evlat edindi. Ali Hamza Oral, fotoğrafçılığı bıraktıktan sonra Türkiye’yi gezdi. Birçok meslek değiştirdi. Sonunda devlet memurluğunda karar kıldı. Sürgünler yedi. 1969’da yılında emekli oldu. 1996 yılında 88 yaşında vefat etti. Üç erkek bir kız çocuğu vardır.

Rize’nin en şık beyefendisi : Çiçili Hasan…
1930 ile 1950 yılları arasında Rize’de iki fotoğrafçı ön plana çıkıyor. Hasan Saf ve Muammer Saraç. Rize’de bütün aile fotoğraflarını ‘çiçili’ lakaplı Hasan Saf çekerdi. Bunun nedeni fotoğrafçının çok şık giyinmesi, dolayısıyla ailelerin güveninin kazanmasıydı. Hasan Saf, başından fötr şapkasını eksik etmezdi. Rize eşrafından Memiş ağanın oğluydu. Aslen Sofuzadeler’den olan Hasan Saf, Çayeli Yaka köyünden olmakla birlikte Rize merkez Eminettin mahallesinde oturmaktaydı. Dükkanının ismi Foto Hasan’dı. Muammer Saraç, bir yandan Rize’nin sayılı bakkaliyesi olan babasına yardım eder, bir yandan da fotoğraf çekerdi. O yüzden fotoğrafa fazla zaman ayıramazdı. Yalnız çok güzel fotoğraflar çekerdi. Bir süre Rize hükümet konağı karşısında Foto Muammer adlı dükkanında çalıştı.

Tarih Prof. Haşim Karpuz’la gün ışığına çıkıyor…
Rize’nin görsel materyallerini gün ışığına çıkarma yolunda ilk ciddi adım Prof. Dr. Haşim Karpuz tarafından atılmıştır. Karpuz bu bağlamda yaptığı çalışmaları şöyle özetlemektedir: ‘Rize fotoğraf tarihi ile ilgim 1988 yılında başladı. Rize’deki tarihi eserlerle ilgili çalışmam sırasında eski kent dokusu ve kamu yapıları için Trabzon Salnamesi’nden ve Yıldız Sarayı albümlerinden Rize fotoğrafları kopyalamıştım. Bunlar 1890’lı yıllara ait en eski fotoğraflardı. Ancak bu fotoğrafları çözümleyemiyordum. Rize denize doğru genişletilmiş, eski fotoğraflardaki yapılar yıkılıp yok olmuştu. 1989’da bir tesadüf sonucu Atatürk Caddesi’nde Arçelik Bayii’de, emekli milletvekili Mehmet Fahri Mete ile tanıştım. Mehmet Fahri Mete’nin bariz özelliklerinden birisi de her önemli belgeyi saklamak ve fotoğraf çekmekti. Dönemin Başvekili Adnan Menderes’in Rize ziyareti esnasında çekilen fotoğraflarda Mete elinde Zeiss İkon marka fotoğraf makinesi ile gözükmektedir. Mete ile eski fotoğrafları çözümledik. Kendisinden otuzdan fazla fotoğraf alıp kopyaladım. Daha sonra Süleyman Kazmaz beyle tanıştım. Ondan da eski fotoğraflar aldım. Arkasından Stüdyo Sabri Çolak Bey’in arşivindeki resimleri armağan etti. Bir de arkadaşlarımdan bulduğum fotoğraflarla ‘Eski Rize’ fotoğraf zarfları artmaya başladı.’

Fotoğraf deyip Geçmeyin…
Zaman su gibi akıp geçiyor. Yaşadığımız günler tarih oluyor. Rize’nin eşsiz coğrafi güzellikleri kartpostal haline dönüştürülüyor. Rize’de profesyonel fotoğraf sanatçıları yetişmiştir. Bunların başında genç kuşak temsilcilerden gezgin- fotoğrafçı Cemal Gülas’ı sayabiliriz. Rize’de merhum Mehmet Avcıdırlar güzel fotoğraflar çekmiştir. Yine bölgede profesyonel çalışmalar yapan Coşkun Kulaksızoğlu, Rize’nin kültür varlıklarını ve doğal güzelliklerini fotoğraflamaktadır. Öte yandan Atlas gibi gezi ve coğrafya dergileri de Rize’ye dair çok güzel fotoğraflar yayınlıyorlar. Bu bağlamda bilimsel bir yayın olan ‘Doğu Karadeniz’de Kırsal Mimari’ isimli kitaptaki Ali Konyalı’nın mimari fotoğraflarını da unutmamak gerekir.

Üç ayak’la başlayan serüven…
Zekeriya Safi, 1915-20 yılları arasında Batum’da gurbette iken orada bir Rus kızıyla evlenir ve onun ailesinden fotoğrafçılığı öğrenerek yanında ‘üç ayak’ ve fotoğraf malzemeleriyle döndüğü Çayeli’nde küçük bir fotoğrafçı dükkanı açar. Bir müddet sonra Zekeriya Safi, Rus eşinden boşanır ve Eskipazar mahallesinin Ayazlı mevkiinde oturan Ali Kurt’un kız kardeşi ile evlenir. (Rus gelin ise İstanbul’a gelerek bir subay ile evlenir.) Ali Kurt fotoğrafçılığı eniştesinden öğrenir ve Zekeriya Safi’den sonra Çayeli’nin ikinci fotoğrafçısı olarak ‘Foto Eser’ adıyla bu işe başlar. Bu yıllarda (1945-55) Çeçevalı (Haremtepe köyü) Bahadıroğlu Mustafa Yazıcı da üç ayak denilen fotoğraf çekme aleti ile çarşamba günleri (hafta günü) Çayeli’nde fotoğraf çeker. Bahadıroğlu, 1955’te İstanbul’a gelir ve Şehzadebaşı’nda fotoğraf çekme işine devam eder. Çayeli’nde kaldığı yıllarda yine köylüleri olan Güneliye Ahmet Albayrak ve Hanifoğlu Recep Dereci’ye de fotoğraf çekmeyi öğretir. Onları da Çayeli’nde fotoğrafçılık yapanlardan sayabiliriz. Ali Kurt ise bir müddet sonra Küçük Taşhane mahallesinden İsmail Ahmetoğlu’nu dükkanına ortak eder ve birlikte çalışırlar. Ali Kurt fotoğrafçılığı oğlu Tahsin Kurt’a öğretir. Tahsin Kurt, Çayeli’nde uzun yıllar fotoğrafçılık yapar ve emekli olunca dükkanını kapatır. Çayeli’nde 1954-55 yıllarında İhsan Kartoğlu da üç ayak aleti ile bir müddet fotoğrafçılık yapar. Zümrüt Rize’nin Foto Zümrüt’ü Bilgili Biraderler’den Faik Bilgili askerde iken Kudret isimli Arhavili bir arkadaşından fotoğrafçılıkla ilgili bilgileri edinir. Yurt dışında gemilerde çalışmakta olan kardeşi Hamdi Bilgili, 1955’te Danimarka’dan aldığı (günümüzdekilere benzer) iki adet fotoğraf makinesini Çayeli’ne getirir. Faik Bilgili askerlik dönüşü 1958’de Çayeli’nde Foto Zümrüt adında bir fotoğrafçı dükkanı açar ve çalışmaya başlar. Hamdi Bilgili de 1960’da askerden gelince bir müddet Foto Zümrüt’te çalışır. 1961’de ayrılarak Foto Bahar’ı kurar. Foto Bahar-Bilgili Biraderler tabelasını hattat ve nakkaş Selahattin Paralı yazmıştı. 1965’te Faik bilgili İstanbul’a gelir ve önce Fatih’te sonra da Üsküdar Fıstıkağacı’nda fotoğrafçılık yapar. Foto Bahar – Bilgili Biraderler, 1964’te Çayeli’nde renkli fotoğrafçılığı başlatırlar. Aynı yıllarda renkli dialar da çekilmeye başlanmıştır. Bilgili Color Türkiye’de ilk üçte yer alıyordu… Bu yıllarda Şemsettin Albayrak da hobi olarak birçok doğa ve manzara fotoğrafı çekmektedir. Hamdi Bilgili, kardeşi Emin Bilgili ile birlikte 1971’de İstanbul piyasasına açılır. Maltepe’de Bilgili Color adıyla bir renkli fotoğraf laboratuvarı kurar. Bilgili Color o sırada Türkiye’de renkli fotoğrafçılık yapan üç firmadan biriydi. Diğer ikisi Yıldız Color ve Foto Serengil’dir. 1974’e kadar Maltepe’de kalan Bilgili Color, bu tarihten sonra Kadıköy Bahariye caddesine stüdyo açar ve 1978’de kendilerine ait olan şimdiki yerlerine taşınır. ( 6 )

Baba ve oğul Cemal Gulas’ın objektifi memlekete odaklı…
Rize’nin tanıtımına fotoğraflaryla katkı sağlayan Hasan Gülas’ın fotoğrafla ilişkisi 1955 yılında başlar. Bu yıllarda kimsenin desteği olmaksızın kendi dialarını banyo etmeye girişir. Çektiği Rize konulu fotoğraflar takvimlerde ve kartpostallarda kullanılır( 6 ). Hayatını memleketine ve fotoğrafçılığa adayan Hasan Gülas’ın oğlu da kendisi gibi fotoğrafçılığı seçmiştir. Fotoğraflarıyla olduğu gibi belgesel çalışmalarıyla da tanınan bu önemli isim gezgin Cemal Gülas’tır. Üstelik Cemal Gülas, sadece Türkiye’de değil dünya çapında tanınan başarılı doğa aşığı bir fotoğrafçıdır. Ömrü vefa etmedi… Rize’ nin görsel güzelliklerini fotoğrafa aktaran ve aynı zamanda iyi bir şair olan Ömer Besim Meral 1913 (1329) tarihinde Rize’de doğdu. Rize Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü’nde memur, Rize Halkevi’nde Muhasip, İkizdere Nüfus Müdürlüğü’nde memur olarak görev yaptı. İkizdere’de çektiği fotoğraflarla bir sergi açmak için uğraş veriyordu. Hatta fotoğrafları büyütmüş ve çerçeve yaptırmıştı. Büyük bir hevesle o tarihe kadar yapılmamış olan bir güzelliğe imza atmaya hazırlanırken rahatsızlandı. Mide rahatsızlığı ve geçirdiği ameliyat buna mani oldu. 1953 yılı mayıs ayında da hayata gözlerini yumdu. 1970 yılından sonra turistik amaçlı hazırlanan kartpostallarda Rize’ye yer verilmiştir. Tuna Color, Keskin Color, Turistik Kartpostalcılık ve And Kartpostalcılık tarafından hazırlanan bu kartpostallarda şehir merkezinin dışında ilçelere de yer verilmiştir. 1990 yılından sonra çeşitli zamanlarda Rize şehir merkezine ait fotoğraflar Galeri Özen Kardeşler tarafından büyük boyda basılarak turistik amaçla satılmıştır.

KAYNAKÇA

  • Evvel Zaman İçinde Rize Rize Vitrini Ajans 2010
  • Şehir Fikri ve Rize Kültürü Araştırmalarına Dair Birkaç Not Prof. Dr. İsmail Kara 1. Rize Sempozyumu – Sayfa 26 *Trabzon’da Fotoğraf ve Tarihçe – Trabzon Fotoğraf Sanatı Derneği
  • Rize Kültür Dergisi – Tarih : Kasım- Aralık 1958 – Sayı : 5 – 6 Sayfa : 2 – 3
  • Foto Fahri‘nin işletmecilerinden Ali Hazma Oral’ın oğlu Mustafa Oral ile yapılan görüşme. Acıbadem İstanbul – 13 Mart 2008
    *Prof.Dr. Haşim Karpuz
  • Dünden Bugüne Çayeli’nde Fotoğrafçılık – Hamdi Bilgili – Çayeli Dergisi – Tarih: Ağustos 2003 – Yıl : 8 – Sayı: 18
  • Otuz Beş Yıldan Bu Yana Rize’nin Güzelliklerini Dünyaya Tanıtan Adam : Hasan Gülas – Rizeliler Dergisi – Yıl : 1 – Sayı : 2 – Sayfa : 13 – Şubat – Mart 1988
  • Rize Kültür Dergisi – Tarih : Ekim 1958 – Sayı : 4 Sayfa: 34

Fatih Sultan KAR / İST.