69 YIL ÖNCE YAZILMIŞ MEKTUP

69 YIL ÖNCE YAZILMIŞ MEKTUP Sayın Bay Güneyce 1.12.1951 Y. K. ‘Hususidir’ Rize-İspir yolunun açılış töreni günü, sizinle konuşup anlaşmıştık ki, Cimil yolunun açılması içinde bizimde azami gayret sarf edeceğimiz hususu, köylüyü ne kadar sevindirmiştir. O zaman şuna bir kere daha şahit oldum ki, her türlü dedikoduya kıymet veripte bir kimse hakkında müspet veya menfi..

69 YIL ÖNCE YAZILMIŞ MEKTUP
Tarih : Okunma : 30 Defa Okundu... Yorum Yap

69 YIL ÖNCE YAZILMIŞ MEKTUP

Sayın Bay Güneyce 1.12.1951

Y. K.

‘Hususidir’

Rize-İspir yolunun açılış töreni günü, sizinle konuşup anlaşmıştık ki, Cimil yolunun açılması içinde bizimde azami gayret sarf edeceğimiz hususu, köylüyü ne kadar sevindirmiştir. O zaman şuna bir kere daha şahit oldum ki, her türlü dedikoduya kıymet veripte bir kimse hakkında müspet veya menfi hüküm vermek ne kadar indibir mütalaa imiş!

Gerçek şu ki, o gün Cimil Yolu hakkında kıymetli düşünce ve vaadinizin beni ne kadar sevindirmiş olduğunu tarif edemem! Yıllar ve asırlardan beri şu veya bu sebeple çile çekmiş bir milletin fedakâr köylülerine, yol davasını ele almak suretiyle saadet ve refah kapıları açılmış olduğunu bugün herkes takdir ediyor. Bunda senin hissen hiçbir zaman inkâr edilemez. Herkes senin çalışkanlığından bahsediyor! ve memleketin için hakiki bir gayret sarf edişinizi herkes biliyor ve söylüyor.

Güneyce ilçesindeki üç aylık mesai günlerim esnasında, sizin bu vatanseverlik hislerinize karşı sempati besleyen birçok kimselerin memnuniyetini gıpta ile müşahede ettim. Bu durum, sizin için hakikaten öğünülecek bir meziyettir. Ancak bu saatini duygulardır ki size, saadet asırlarının feyizli kapılarını açacaktır.

Şimdi, malüm olduğu veçhile, il genel meclisi açılmış bulunuyor. Burada memleket işlerinin titizlikle gözden geçirileceğine şüphe yoktur. Bu meyanda Cimil Yolu da bahis konusu olacağını zannediyorum. Bu yol için orada ileri sürülecek mütalaaların en mühimi ve esvabı mucizesi bizden yana olacaktır kanaatindeyim.

Bu yolun yapılması bize birçok avantajlar temin etmektedir. Şöyle ki bu yolda çalışan amele her şeyden önce kendi yolu için çalıştığını biliyor. Ve bunun içinde azami gayret sarf ile sanki götürü usul üzerindeymiş gibi çalışıyor ve biliyorsunuz ki, az bir para ile oldukça tatmin edici bir mesafe kat ettik. Bu, küçümsenmemelidir.

İkinci avantajımız şudur; köylüler yolda daha az yevmiye ile çalışıyor, doğu yollarının (4)lirasına, bizim(3) veya Üçbuçuk liramızı tercih ediyorlar. Bu vaziyet bize günde 100-200 lira kar temin edebiliyor. Ve icabında bu yolda, ikinci bir imece ile bin, iki bin liralık yevmiye kazanabiliriz. Ve iki

gün parasız çalışın diye ricada bulunursak ve sizde bunu isterseniz, köylüler böylelikle bize birçok yevmiye kazandırırlar. Amele günde bir buçuk-iki metre lağım deliyor. Doğu yollarında ise ancak bir metre imiş. İki kişi birleşince(3) metre deliniyor ki bu bulunmaz avantajdır.

Şimdi benim arzum şu ki, bu kış ayrılacak ödenekle bu feyizli ahengi hiç bozmamak, zira bu ahenk iyi kurulmuş, şekil bir kere bozulduktan sonra teşekkülü hem zor ve hem de gecikmeye sebep olur. Yani yolun bu ahenki ve nizamını arızaya, tatile uğratmadan beslemek lazımdır. İşin verimli olması bana aittir. Sonra kışın havalar iyi olacağı …. ederse bu kış(60)kişilik bir lağımcı kadrosu, bahara kadar çok büyük faydalar temin edecektir.

Bu durumu Vali beye resmen bildirdim. sizide malûmattar kılıp, işin esasını bilmenizde faide gördüğüm için bu özel mektubu yazmış bulunuyorum. Ve benim ve köylümün ümit ve sevincini, çalışma gücünü ve size olan sevgilerimi bu suretle takviye ettiğime emin bulunuyorum.

Şimdi birde, Dereköyde geçen bir meş’um ve beni oldukça müteessir kılan hadiseyi biraz açıklayıp işin esasını siz anlatarak bir ricada daha bulunacağım.

Malum ilimiz, o günü, Vali beyin emrile ki Vali bey’siz,kaymakam bey,bizim araba(jeepe)….beraber alalım.’demişti.İşte bu emir üzerine ben.Özel İdarenin arabasına binerken,O mıntıkanın idare amiri bulunan Bucak Müdürünü de ben davet ettim.Daha doğrusu,Bayındırlık Müdürü Mahmut beyin talimatıyla’yedek’almıştım.

Arabalar Cimil yoluna döneceğimiz zannıyla onu davet ettim ve ciptede yer vardı. Zira bir (jeep)cipin onbeş kişi taşıdığı tecrübe ile sabittir. Böylece Müdürle birlikte altı kişi olduk. Hâlbuki Çamlığa gidildiğine biraz sonra yani Bucak Müdürü arabaya inipte, arabaların dönüş yapmadığın gördükten sonra anladım. Kaldı ki Çamlığa gideceğimizi bilerek bile olsa, Bucak Müdürünü yanımıza almak en münasip bir şeydir. Zira oda oranın amiri sayılır. Onun otoritesi bize çok lazımdır. Biz Bucak Müdürüne kıymet vermemiş olsaydık onun böyle aramızda itibarı ve otoritesi kalır mı? Vali bey çok hassas bir adam olduğu için, böyle incelikleri bilir. Fakat Nafıa Müdürü daha çocuktur o böyle hassasiyetler göstermek kabiliyetinden noksandır. Eğer hakikaten bizim tarif ve kabul ettiğimiz şekilde, Bay Mahmut nazik bir adam olsaydı onu bize Vali Bey söylemeden bilakis davet etmek inceliğini gösterirdi. Hatta ve hatta yerini bile terk ederdi de bize bırakırdı.

Ama hayır o zat, kendisi her nasılsa size nazik bir kimse olarak tanıtma hüner ve cesaretini göstermiş, yoksa ondan hiçbir arkadaş memnuniyet beyan etmemiştir.

Bilakis bu ne biçim Nafia Müdürü diyenler çok olmuştur. Size karşı benimle görünmesindeki gayeyi ne ile izah ederiz bilemem! ancak sezdiğim bir şey varsa, oda Nafia Müdürünün hiçbir zaman, adabı muaşeret, terbiye ve edep kaidelerine sığmayan o günkü hali ve Valimizin sofrasına sıkılmadan hakkımda sarfettiği sözün manasızlığıdır.

Yani’kaymakam beyefendinin, cipimize bindiği yetmiyormuş gibi, birde Bucak Müdürünü’yedek’ alıyor. Şu sözün manasızlığına bakınız, Y. bey. Sen bu cümlenin, nazik davetlileri bulunan bir sofrada söylediklerini kulaklarımla işitip görsem, bu adama nazik, centilmen dermisin. Ama onun terbiyesinin ne kadar kıt olduğunu işte ispat ediyorum. Haydi, yukarda Çamlıkta yaptı yapacağı kabalığı, birde Valilerin bulunduğu sofrada buna ne lüzum vardı. Çamlıkta’ben artık kimseyi cipime alamam’diye orada beni ve müdürü kabaca… ,yani orada bırakıp gitmek kabalığını göstermişti.

Ama ona sorarsanız diyecektir ki,’efendim, cip ancak dört kişi taşıyabilirdi, Kaymakam ve Müdür binerse altı kişi oluruz ve cipte bu ağırlığa dayanamamış ve cipin dingilleri de bunun için kırılmıştı zaten’işte böyle cevap verirse ne kadar ‘yalan’ konuşmuş olacaktır. Yalan diyorum çünkü cip arabası enaz on kişi taşıyacak kabiliyettedir. Bu ciheti onun daha iyi bilmesi icap eder. Eğer altı kişiyi taşıyacak cip arabası ise ne güne satın alınmış, paraya yazık değilmiydi? Ama hayır o arabalar… bir yerde onkişi ve hatta onbeş kişiyi çekmiştir. Kaldı ki yokuşu pek az olan İspir yolunda (6) kişiyi çekmeyecek öylemi?

Bakınız Y. Bey, o araba nasıl kırıldı anlatayım da bu fakir milletin parasına bir kere daha acıyınız. Vali beyler süratle önden gittiler. Nafıa Müdürü de illa Validen bir santim bile ayrılmayayım mülahazası olacaktır ki, şoföre’sür daha hızlı sür’emrini vermiştir. Zavallı şoför aldığı emirle sürdü, Çamlığa yaklaşmıştık ki en az(30) santimlik bir su çukuru veya harkı çıktı, belki hatırlarsınız, işte o çukuru o hızla çip atlarken, öyle bir sadme ve şiddet ile dingiller parıldadı ki ani bir lastik yanığı kokusu muharrir arkadaş tarafından söylendi. Yani o anda dingiller kırılmış ve teker demire sürünmeye başlamıştı.

Ama Nafıa Müdürü beyefendi, bizim gibi cipin arka tarafındaki mindersiz yere oturmadığı için bu fecaatten elbette bihaberdi, onun yeri çok rahattı, işte bizim ağırlığımızdan değil, Müdürün Vali beyin yanında fotoğrafı çıkmak için’sür emrini’ vermiş olmasındandır.

İşte birde’bu kadar ağırlık olursa, elbette kırılır’ diye kendilerini maruz göstermeye çalışıyorlar. Yazık bizdeki fikriyete! Kaldı ki ben cipe binip Çamlığa gitmeye meraklı değildim. Daha evvel iki defa görmüştüm. Ben Valinin emrile bindim ve belki ilçeye Ovitle bir şey sorar dedim. Yoksa ben rahatsızımda arabayla pek seyahat çıkmamda. Hem ben öyle kalender bir kimseyim ki işte gördünüz ki pikapta iki tahta atıp kaza işleri için İkizdere’ye çok defa gidip geliyorum. Bunu herkeste bilir ve görür…

İşte şimdi sizden İkinci ricam şu ki,daha beş ay yok şu İkizdere’nin Hükümet Konağının baca yerini bir türü beceripte işimizi geciktiren,buz kalıplarını 35 gündür rica minnet,emirle şerle dün gönderebilen,su borularını ancak beş defa yazıdan sonra yollayabilen su malzemesinin gecikiminde plansız hareket edip, Kaymakamlığın mütevazi bilgisi haricinde acele bütün çimentoları İkizdere’ye sevk edildiği için,oradan yüzlerce kilo ağırlığındaki yükü zavallı köylü kadınların……gerisin geri İşkencedereye sevkine sebep olan su kanalları açıldığı halde boruları ancak dün gönderebilen ve yağmura maruz bırakan,Bucağın Hükümet Konağının Hartumaları sağlam deyip kiremitleri dizdiren ve fakat Hartumaların çürük oluşu yüzünden halen,kiremitlerin bel vermesine sebep olan yol güzergahı için bir kerelik Cip arabası ile inşaat mahalline gelmeye üşenen,Kayabaşı yolunun iki aydır güzergahını beceremeyen Bay Nafıa Müdürü M. N.’e sormalısınız ki,cip arabası senin midir?

Yoksa zavallı yırtık çarığı ve yiyecek mincisi bulunmayan, elleri nasırlaşmış köylünün müdür? Köylünündür diye cevap verirse o halde, köy yolunda, Gölyayla sırtlarında, İşkencedere, Yerelmaköyü yokuşlarında hasta haliyle bir şeyler yapmaya çalışan, İkizdere’nin inkişafı için bütün iyi niyetlerini gösteren bir Kaymakamın bir saat cipe binmesini niçin hor görmüştür. Ama şunu söyleyeyim ki, bu hakikatleri zikredişim fenaya tefsir edilmesin, yani siz iyi arkadaşsınız aranızda bir gerginlik zuhurunu memleket namına arzu etmem.

Sadece hakikat bilinsin.Amma sizden şunu herhalde istirham ediyorum,çünkü siz,benim kazada Hükümetlerini temsil ettiğim çok muhterem D.Partinin Rize’deki temsilcisi değilmisiniz?Ve bu hak ve adalet partisi,M. N. gibi hala eski zihniyeti taşıyan yani,millet malına ,kendi eşyası gibi bakanlara’hayır arkadaş..’diye haddini bildiren bir siyasi teşekkül değilmidir?Siz Rize’de sizi sevmesi ve size itimat eden bir insanlar gurubunu temsil ettiğiniz için bu hakikatleri bilmenizi istedim.

Bu mektubum hususidir. Rica ederim, yanlış tefsir edilmesin, bilhassa rica ederim. Bu noktayı,

ben resmen Vali beye durumu arz edeceğim.Sırası gelince!…

Sevgilerimi ve selamlarımı

Sunarım efendim

Güneyce Kaymakamı /H. R.

NOT-Yazıdaki imla düşüklükleri aynen yazıldığı gibidir. Arada noktalı yerdeki kelimeleri çok incelememe rağmen ne olduğunu çıkaramadım. Daha doğrusu okuyamadım. Nokta ile geçtim. Orada birer kelime vardı.

Konu bugün olmayan Güneyce İlçesi Kaymakamının zamanın DP Rize İl Başkanına yazdığı özel bir mektup ve o tarihte ilçede yaşanan olaylar ile devlet otoritesinin vatandaşa yansımasının içeriğidir. İsimleri kötü anlayışlara yer vermemek için ben çıkardım. İlgilenen olursa da söyleyebilirim.

İlk yorumu siz yazın